|
DOĞUM
DOĞUM KİLOLARI
Hamilelik sonrası alınan kilolar diyet yapmanıza rağmen bir türlü
gitmiyorsa altta yatan bir hormon bozukluğu vardır. Bu hormon
bozuklukların başında Tiroid (Guatr) hastalığı ve insülin direnci
gelir. Kilolarınızdan kurtulmak için bu nedenle önce diyetisyene değil
bir ENDOKRİN UZMANINA başvurmanız gerekir.
DOĞUM SONRASI KİLO VE GUATR
Hamilelik sonrası kiloların verimemesinin en önemli nedenlerinden birisi Tiroşid yetmezliği yani hipotiroididir.
Doğum sonrası oluşan tiroid bezi iltihabı ve Hashimoto tiroiditi tiroid bezi yetmezliği yapabilir.
Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid hormonlarını az
üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının (T3 ve T4) düşük
olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi
denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik
olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt
üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü,
unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik
döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine
neden olabilmektedir.
Tiroid Bezi Yetmezliğinin Nedenleri Nelerdir?
Tiroid bezi yetmezliği kalıtım,
mikroplar, yaşlanma, iyot eksikliği veya fazlalığı ve kullanılan bazı
ilaçların yan etkisi nedeniyle oluşabilmektedir.
Tiroid bezi yetmezliğinin en sık nedeni Hashimoto Hastalığı geçirmektir. Hashimoto hastalarının hemen tamamında hipotiroidi kalıcı
olarak yerleşir. Bu hastalıkta tiroid bezi, nedeni bilinmeyen bir
şekilde küçülür ve hormon yapacak hücreler azalır; sonuçta tiroid
hormonu az yapıldığından tiroid yetmezliği ortaya çıkar.
Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler hastalığın şiddetine göre
değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda çok şiddetli
belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler özellikle yaşlı
kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez ise atlanır.
Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan bir kişide şu
belirtiler olabilir:
- Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)
- Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama
- Hareketlerde yavaşlık
- Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama
- Üşüme veya kendini soğuk hissetme
- Terlemenin azalması
- Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri
- Sarı veya portakal renginde bir deri
- Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar
- Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme
- İştah kaybı
- Kilo alma ve kiloyu verememe
- Horlama başlaması
- Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması
- Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma
- Kabızlık olmaya başlaması
- Göz etrafının ve göz altının şişmesi
- El, ayak ve eklemlerde şişlik
- Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı
- Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması, adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi
- Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi
- Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme
- Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı
- İşitmede azalma oluşması
- Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)
- Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)
- Kalp hızının ve nabız sayısının azalması
- Kan kolesterol düzeyinde artma
- Gebe kalamama (kısırlık)
- Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans
- Reflekslerin yavaş olması
- Kekemelik
HİPOTİROİDİ (TİROİT BEZİ YETMEZLİĞİ) NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Hipotiroidi hastalığı kan testleriyle kolaylıkla teşhis edilir. Test
olarak T3, T4, TSH, anti-TPO antikoru ölçülür ve tiroid ultrasonu
yapılır. Kanda serbest T4 hormonu düşük ve TSH yüksek ise hipotiroidi
tanısı konur. Serum T3 düzeyleri değişkendir ve bazen normal sınırda
olabilir. Çok nadiren hipofiz bezi yetmezliğine bağlı tiroid bezi
yetmezliği olabilir, o zaman TSH hormonu düşük, T4 ve T3 hormonu da
düşüktür. Tiroid bezi yetmezliği teşhis edilen hastalarda tam kan
sayımı, karaciğer testleri ve kolesterol, trigliserit ve LDK kolesterol
tetkikleri ile kalp grafisi (EKG) tetkiki yapılır. Kalp hastalığı
riskini anlamak için kanda homosistein ve hassas CRP tetkiklerine
bakılması faydalıdır. Kansızlık varsa kanda ferritin, B12 vitamini ve
folat düzeylerine bakılarak demir eksikliği veya vitamin eksikliği olup
olmadığı araştırılır.
TEDAVİ KOLAYDIR. LEVOTİROKSİN İLACI VERİLİR. BİR ENDOKRİN UZMANI tedavi eder.
2. KİLOLARIN BİR DİĞER NEDENİ İNSÜLİN DİRENCİ VE ACIKÖA ATAKLARIDIR
Kanda yüksek olan insülin önceleri kan şekerini hücrelere sokar, fakat
daha sonra bu görevini yapamaz hale gelir. İşte insülin hormonunun
yeterince etkili olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir. İnsülin direnci’ni kan damarıyla hücre arasında bulunan bir duvar olarak düşünebilirsiniz. Bu duvar (insülin direnci) kandaki glukozun kas ve yağ hücresine girmesini önler. Duvar yükseldikçe (insülin direnci arttıkça) kan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla insülin salgılanması gerekir. Pankreasdan salgılanan insülin
hormonu salgısı, belirli bir süre sonra pankreas bezinin çok
çalışmaktan dolayı yorulması nedeniyle azalır ve şeker hastalığı ortaya
çıkar. Bu süreçte önce reaktif hipoglisemi (acıkma atakları), gizli
şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.
İnsülin direncinin etkili olduğu yerler kaslar ve karaciğerdir. Kandaki
şeker kaslar ve karaciğer tarafından çok miktarda alınır. Eğer direnç
varsa yani insülin yeterince etkili değilse yemek sonrası kanda artan
şeker kas ve karaciğere giremediği için kanda birikmeye başlar ve kan
şekeri yükselir. ,
İnsülin hormonu yağ dokusundan yağların çözülmesini engelleyen bir
hormondur. İnsülin etkisi azalınca yağ dokusundan yağlar çözülmeye
başlar ve kanda yağ asitleri veya yağlar artmaya başlar.
Karaciğerde oluşan şeker üretimi sağlıklı kişilerde insülin hormonu
tarafından baskılanır. Şeker hastalarında ise insülin etkisi
olmadığından karaciğerden de aşırı miktarda şeker üretilir ve kan
şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100 mg/dl ‘yi geçtiği andan itibaren
karaciğerde şeker üretimi artmış demektir.
İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazladır ve o yüzden kilo
arttıkça bu direnç artar ve şeker hastalığı görülme olasılığı artar.
Özellikle yağın karında iç organlar etrafında birikmesi şeker hastalığı
riskini iyice artırır.
Yağ dokusundan çözünen yağ asitlerinin kanda çok artması hem insülinin
çalışmasını bozar hem de bu yağların depolanmaması gereken pankreas
gibi dokularda depolanması da şeker hastalığı gelişimine katkıda
bulunur.
Yağ dokusundan salgılanan leptin, adiponektin, TNF-alfa gibi
hormonların fazla veya azlığı da şeker hastalığı gelişimine katkıda
bulunur.
İnsülin Yüksekliğinin Belirtileri:
Yüksek insülin düzeyleri sizde şu sıkıntılara ve şikayetlere neden olur:
a)Sık acıkma ve şekerli gıdalar yemeye neden olur
b)Sabah yorgun kalkarsınız ve kendinizi gün boyu yorgun hissedersiniz. Özellikle öğleden sonraları bitkin olursunuz.
c)Daha sabırsız ve öfkeli olursunuz
d)Enerjiniz azalır, halsiz, bitkin ve yürüyecek haliniz kalmaz
e)Yemeklerden sonra uyku basar ve gün içinde uyuklamalar olur
f)Konsantre olamazsınız, beyin faaliyetleriniz zayıflar, sersemlemiş vaziyette gezersiniz.
g)Horlama ve uyku bozuklukları sıktır
İnsülin Yüksekliğinin İki Önemli Nedeni:
İnsülin yüksekliğinin belenmeyle ilgili iki önemli nedeni şunlardır:
1)Bir öğünde aşırı karbonhidrat yemek
2)Bir öğünde aşırı kalori almaktır.
Karbonhidratların fazla alınması insülin salgılanmasını artırdığı gibi
kalorinin fazla alınması da yağ oluşmasına neden olacak şekilde insülin
yüksekliği oluşturur.
KAN ŞEKERİ BOZUKLUĞU VARSA PROF DR METİN ÖZATA'NIN HAZIRLADIĞI Gİ DİYETİ kitabını okuyunuz ve uygulayınız.
|